Zile Hakkında
- Tarafından admin
- anadolu buyuk danişment eline kapadokya roma tokat TUrhal Turhal Net yılında
- 0 yorum ile
Zile'nin Tarihi ve Kültürü
M.Ö. 1916 yıllarında kocası NINUS’u zehirleyerek Asurların yönetimini ele geçirmiştir. Bu hesaba göre Zile 4000 yıllık bir tarihi geçmişe sahiptir. Zile kalesinin (Anadolu’da bilinen tek dolma kaledir) Roma kumandanı SULLA tarafından yaptırılmış olması veya burada AMANOS Mabedi’nin bulunması ve muhterem anlamına gelen SİLLA denmesinden dolayı, Zile’nin ismi zamanla ZELA – ZİLE şeklini almış olabilir. Tarihçi CHARLES TEXIER’e göre, STRABON eserinde ZELA’dan bahseder. Hüseyin Hüsamettin Efendi’nin Amasya Tarihi’nde bu yerleşim yerinin Togait Hükümdarı HARKAR HAN tarafından önemli bir yer haline getirildiği, muhterem anlamına gelen SILAY adının verildiği zamanla ZELA – ZİLE şekline dönüştüğü yazılıdır. Ali Danişment Tarihi’nde, Mirkatel Cihad’da Zile’den “KIRKIRİYE” diye bahsediyor.
Zile ve Ünye (Sileh ve Üniya) – 1922 Bartholomew, J. G. (John George), 1860-1920 ; John Bartholomew and Son

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’ne göre “1643” burada halı ve kilim dokumacılığının ileri gitmesinden dolayı şehrin bu adı aldığı belirtilmektedir. Kısaca; Zile isminin nereden geldiği hakkında kesin bir hüküm vermek mümkün değildir. Ancak, Amasyalı STRABON’un tarihçi ve coğrafyacı olması ve Zelitis – Zela ismini eserinde kullanması, bu kelimenin çok eskiden beri kullanıldığı izlenimini vermektedir. Ayrıca, Zile’nin 29 km güney doğusundaki Maşat Höyük’de bulunan belgelerin incelenmesi sonucunda, Ord. Prof. Şevket Aziz KANSU ve aynı buluntulara dayanarak Şemsettin GÜNALTAY, Anadolu isimli eserinde Eti Medeniyeti’nin bugünkü Zile’ye kadar yayıldığından bahsetmektedirler. Bu durumda Zile, Maşat Höyük kazılarında bulunan tabletlerden elde edilen bilgilere göre; Orta Anadolu’da başlayıp kuzey doğuda Yeşilırmak havzası boyunca sıralanmış Hitit yerleşim merkezlerinden biri olan “ANZILlA” olmalıdır.

Zile hakkında NINOVA ve Asurlular döneminin sonu ile ilgili bilgiye sahip değiliz. Yalnız M.Ö. 548 tarihinde Anadolu, dolayısıyla Zile Pers hakimiyeti altına girmiştir. Persler Yeşilırmak havzasına çok önem verip, tarihi Kral Yolu’nu buradan geçirmişlerdir. I. DARİUS zamanında Anadolu’nun en büyük eyaleti olan Kapadokya ikiye bölünmüş ve Zile kuzeyindeki Pontus Kapadokyası içinde yer almıştır. Persler Zile’de kendi Tanrıları Olan ANAİTİS “ANAHİTA” ANOS ve ANADATES’e ait bir ateş tapınağı inşa etmişlerdir.

Zelos 1747 – David Rumsey Collection v4.0
Bu mabet çevresinde her yıl son baharda yapılan geleneksel “SAKAİA” şenlikleri düzenlemeye başlanmıştır. Büyük İskender’in Pers Hükümdarı DARIUS’u Granikos (BİGA) Çayı kenarında M.Ö. 334 tarihinde yenmesi ile Anadolu Makedonya İmparatorluğu’nun eline, dolayısıyla ilçe de İskender’in eline geçmiştir. Büyük İskender’in M.Ö. 323’de Babil’de ölmesi üzerine kumandanları arasında çıkan harplerde General Ornets, Kapadokya’yı haliyle de Zile’yi idaresi altına almıştır. Çıkan bir takım karışıklıklardan sonra Kapadokya bir müddet bağımsız kalmış, kısa bir süre sonra zamanın Pontus Kralı MİHRİDATE VII. Kapadokya Kralı Arbaran VIII.’i mağlup ederek Kapadokya’yı eline geçirmiştir. (Mihridat büyük lakabı ile anılır. Çok bilgilidir. Tarihçiler bunun 22 lisan bildiğinden bahsederler.)

Bu olay üzerine Kapadokyalılar Roma’dan yardım istemişlerdir. Roma’dan gelen SULLA komutasındaki kuvvetli bir ordu Mihridat’ı mağlup ederek Kapadokya’yı ele geçirmiştir. Mihridat eniştesi Diyarbakır Kralı Tifran’dan yardım istemiştir.SULLA’nın Roma’ya dönmesi, M.Ö. 78’de ölmesi üzerine Mihridat yeniden Romalılar’a savaş açmıştır. M.Ö. 67 yılında Amiral TRİARİUS ile Mİhridates Zile’ye 5 km uzaklıktaki Skotios “bugün Altıağaç denilen mevkii” civarında karşı karşıya gelirler. Ancak savaşın galibi uzun bir süre belli olmaz. Triarius’un mağlup olması ile Mihridates’in Anadolu’da başlayan ikinci hakimiyeti de uzun sürmez. Roma Kumandanı POMPEYUS “POMPEYS” güçlü Mihridates’i M.Ö. 67 tarihinde ağır bir şekilde yenerek, ordusunu tamamen yok edip, Pontus ülkesini işgal etmiştir. Mihridates bunun üzerine M.Ö. 63 yılında intihar eder (İçtiği zehir etkisiz kaldığı için, kendisini bir askere öldürtür). Roma ile Pontus arasında yapılan ve yıllarca süren savaşlar sırasında asker ve sivil olmak üzere her iki taraftan on binlerce insanın ölmesi bölgenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Mihridates’in ölümü üzerine yerine geçen oğlu II. PHARNAKE “Farnas” Ro hakimiyetini kabul eder. Bir müddet sonra Kayser’le Pompeis arasında çıkan ihtilaftan istifade ederek Roma’ya karşı ayaklanır. Bunun üzerine Roma diktatörlerinden YUL ÇESAR “Jül Sezar” orduları ile Suriye üzerinden Anadolu’ya oradan da Zile’ye gelir. PHARNAKE daha önce babasının Amiral Triarius’u yendiği yer olan bugünkü Altıağaç denilen yerde Jül Sezar ve ordusu ile karşılaşır. (Zile’ye 5 km mesafedeki Yünlü Köyü’nün karşı yamaçları veya yayla yolu ile Yünlü Köyü arasındaki bir yer olmalıdır).

Çok çetin ve kanlı bir savaş olur. Sezar’ın ordusu büyük zayiat verirse de sonuçta II. Pharnake ağır bir yenilgiye uğrar. Zafer Sezar’ındır. Sezar uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, 5 saat gibi kısa bir süre içerisinde elde ettiği zaferin sevincini Zile’den Roma’ya bildirir. Zile’de ilâhi törene nail olan Sezar’ın, kısa ama anlamı büyük olan bu mektubundaki “VENİ – VİDİ – VİCİ” “GELDİM – GÖRDÜM – YENDİM” sözlerini silindirik mermer bir taşa yazdırır. Yakın zamana kadar Zile Kalesi’nde olduğu bilinen bu taşın, çalınması neticesinde nereye götürüldüğü bilinmemektedir.

M.Ö. 44 yılında Sezar’ın ölümünden sonra Pontus Kralı SENA kısa bir müddet için Zile’ye hâkim olmuşsa da Zile ve çevresi yeniden Romalılar’ın eline geçmiş ve uzun yıllar Roma’nın eyalet merkezi olmuştur. M.S. 241 yılında Sasani Hükümdarı ARDA ŞIRINOĞLU ŞAPUR Romalılar’a harp açmış, Urfa civarında Valeryus’u yenerek Kilikya “Adana” Kapadokya ve Arap Yarımadası’nın büyük bir kısmına sahip olmuştur.

Bizans ile İran “Sasaniler” arasında zaman zaman el değiştiren yöre sonuçta 1071 yılına kadar Bizanslılar’ın elinde kalmıştır. İstanbul’u almak maksadıyla Hicri 34 yılında “Hicri 47 yılında, H. 52, H. 97, H. 121, H. 159, H. 171 ” yıllarında yola çıkan İslam Orduları Anadolu’dan geçerken, genelde Zile, Amasya ve Çorum yolunu izlemişler, geçici de olsa birçok yeri ele geçirmişlerdir. Bu arada birkaç defa müslümanların hâkimiyetine geçen Zile, bu orduların çekilmesi ile yeniden Bizansların eline geçmiştir.

İlçede ve çevresinde bilinen birçok yatırların bu orduların ve Danişmentlilerin mücahit vekumandanlarına ait oldukları sanılmaktadır. İlçe 1071 yılında Melik Ahmet Danişment Gazi tarafından Bizanslılar’dan alınmış, bu tarihten günümüze kadar da Türk yurdu sınırları içinde kalmıştır. İlim ve medeniyete çok büyük hizmetleri olan Danişmentliler’in ilçemizde izleri halen devam etmektedir. Danişment eserlerinin çoğunluğu kaybolmuş olmakla birlikte ilim irfan sahibi olan, yıllarca zaviye ve medreselerde hizmet veren Danişment Hükümdarı Melik Ahmet Gazi’nin şeyhülislâmı olan, bugün halk arasında Davunlu Dede olarak bilinen zatın mezarı. Alaca Mescit Bala Mahallesi Sakarya Caddesİ üzerinde bulunmaktadır. Ayrıca halk arasında Minareyi Kebir Mahallesi’ndeki Dürmelik Sokağı’nın adının Danişment Gazi ile ilgili olduğu söylenmektedir.

1174 yılında Anadolu Selçukluları’ndan İzzettin II. Kılıçaslan Sivas ve çevresini zaptederek Türk-Danişment Devleti’ne son vermiştir. Bu tarihten itibaren Zile Selçuklular’ın eline geçmiştir. II. Kılıçaslan, sağlığında memleketi oğulları arasında pay etmiş, fakat Tokat hükümdarı olan Süleyman kardeşlerini mağlup ederek Anadolu birliğini sağlamıştır. Şairleri, edipleri ve bilim adamlarını koruyan bu zat zamanında, Zile’de bir çok ilmi eser meydana getirilmiş, mevcut medreselere ilâveler yapılmıştır.

Zile, Orta Karadeniz Bölgesi’nde Tokat il merkezine 67 km uzaklıkta olup, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. M.Ö. 50’li yıllarda yaşayan ve coğrafyanın pîri sayılan Amasyalı Strabon; bu şehrin Ninova Melikesi Semiramis tarafından M.Ö. 1600 yıllarında kurulduğunu kaydeder. Bu tarihî kayda göre Zile’nin 3600 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır.

M.S. XI yy.’da Danişmend, daha sonra Selçuklu Türkleri’nin, bilâhare İlhanlılar’ın, Ertanoğulları’nın ve nihayet 1335’te Kadı Burhanettin’in eline geçen Zile, 1397′ de Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

3600 yıllık uzun geçmişi içinde Hitit, Frig, Pers, Pontus, Roma ve Bizans kültürlerinin tesiri altında kalan Zile’de bugün çeşitli devirlere ait olmak üzere Hititler’e, Selçuklular’a, Frigler’e, Persler’e, Romalılar’a, İlhanlılar’a, Danişmendliler’e, Ertanlılar’a ve Osmanlılar’a ait tarihi eserleri görmek mümkündür.
Tarihi eserler içinde Zile Kalesi, kalenin doğu yünündeki kayaların oyulmasıyla yapılan ve Roma döneminden kaldığı anlaşılan tiyatro (anfitiyatro), kalenin kuzey doğu tarafında bulunan Kaya Mezarı, Çay Pınarı, İmam Melikiddin Türbesi, Şeyh Musa Fakih Türbesi, Ulu Cami, Elbaşı Camii, Çifte Hamam, Maşat Höyük, Namlı Hisar Kale, Anzavur Mağaraları, Hacı Boz Köprüsü, Koç Taşı ve Kuruçay’daki Manastır Harabeleri görülmeye değer yerler arasındadır.

Zile ismi tarih boyunca Zela, Zelitis, Zelid, Anzila, Gırgıriye (Karkariye), Zeyli, Silas olarak çeşitli değişikliklere uğramıştır.

1872 yılında kaza merkezi, 1923 mülkî ve idarî taksimatında Tokat iline bağlı ilçe statüsüne kavuşan Zile, 1855 ve 1922 yıllarında iki büyük yangın geçirmiştir. Düz bir ova üzerinde kurulmuş olan Zile’nin hemen önünde Yeşilırmak’ın bir kolu olan Hoton Deresi geçmektedir.

Zile’nin jeostratejik konumu sebebiyle, Zile’de kültürel ve siyasî bakımdan Lâtin, Rum, Pontus, Arap, Türk ve yerli halkları arasında hızlı ve canlı bir tarih yaşanmıştır. XI. y.y.’da Danişment daha sonra Selçuklu Türkleri’nin, bilâhare İlhanlılar’ın, Ertana Oğulları’nın ve nihayet 1355’de Kadı Burhaneddin’in eline geçen Zile, 1397’de Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Evliya Çelebi bu yöreyi gezip gördükten sonra meşhur Seyahatname’sine şunları kaydeder “Bu havası hoş şehrin dörttarafında bahçe ve bostanlar içinde sular akar. Bu bahçelerde bülbüllerin ötüşü, insan ruhuna sefa verir. Meyveleri lezzetli olup, her tarafa hediye olarak göderilir. Her bağında, birer köşk, havuz, fiskiyeler ve çeşitli meyveler bulunur. Halkı zevk ehlidir. Gariplere dostturlar, kin tutmaz, hile bilmez, deryadil, haluk, selim ve halim insanlardır. Herkese iyi zanda bulunurlar. İyi geçinirler. Hayırlı yapılar yaptırmaya hevesleri çoktur. Cami, saray, köşk ve imaretleri o kadar metin ve güzel olur ki, buralara girenler hayran olurlar. Şehir genişlik ve ucuzluk bir yer olup dünya yüzünde eşi yok gibidir. Yılın her zamanında halkının nimetleri boldur. Hacı Bektaş Veli’nin hayırlı ve bereketli dualarıyla bu eski tarihî şehir, ÂLİMLER KONAĞI – FAZILLAR YURDU ve ŞAİRLER YATAĞIDIR”.
Zile'nin Coğrafi Yapısı ve Ulaşımı
Tokat’ın batısında, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan komşu ilçemiz Zile, geniş coğrafyası ve kritik ulaşım aksları ile bölgemizin en önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Turhal ile hem sosyal hem de ekonomik anlamda iç içe olan Zile’nin coğrafi özelliklerini ve ulaşım ağını sizler için derledik.
1. Coğrafi Yapısı ve Yer Şekilleri
Zile, 1.511 km²’lik geniş yüzölçümüyle Tokat ilinde Merkez ilçeden sonraki en büyük coğrafi alana sahiptir. İlçe merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği (rakımı) 710-740 metre civarındadır.
Sınır Komşuları: Doğu ve kuzeydoğusunda Turhal, güneyinde Artova ve Yozgat (Kadışehri), batısında Yozgat (Çekerek) ve Amasya (Göynücek), kuzeyinde ise Amasya il merkezi yer almaktadır.
Dağlar ve Ovalar: Kuzeyinde Zile-Buzluk Dağı, güneyinde ise Deveci Dağı ile çevrili olan ilçe, bu iki yükselti arasında uzanan bereketli Zile Ovası üzerine kurulmuştur.
Akarsular: İlçenin en önemli su kaynakları Yeşilırmak’ın kolları olan Çekerek Çayı ve Deveci Dağları’ndan doğup Turhal sınırlarında Yeşilırmak ile buluşan Hotan Çayı‘dır.
İklim ve Bitki Örtüsü: Karadeniz ile İç Anadolu iklimleri arasında bir “geçiş iklimi” hüküm sürer. Yazları sıcak ve nispeten kurak, kışları ise soğuk ve kar yağışlı geçer. İlçe genelinde tarım arazileri ve bağlar (Zile Bağları) geniş yer tutar.
2. Ulaşım Ağı ve Bağlantı Noktaları
Zile, hem karayolu hem de demiryolu bağlantıları sayesinde Orta Karadeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan stratejik bir noktada yer almaktadır.
Karayolu Ulaşımı
Zile; Tokat, Amasya ve Yozgat illerini birbirine bağlayan karayolu ağı üzerindedir.
Turhal – Zile Arası: İki komşu ilçe birbiriyle son derece yakın ilişkiler içindedir. Turhal ilçe merkezi ile Zile ilçe merkezi arası yaklaşık 20 km olup, duble yol sayesinde ulaşım ortalama 15-20 dakika sürmektedir. Günün her saati karşılıklı dolmuş ve otobüs seferleri bulunmaktadır.
Diğer Merkezlere Mesafesi:
Tokat İl Merkezi: ~67 km
Amasya: ~75 km
Yozgat: ~140 km
Ankara: ~340 km (Amasya-Samsun veya Yozgat güzergâhları üzerinden)
Demiryolu Ulaşımı
Zile, Samsun-Sivas demiryolu hattı üzerinde yer almaktadır. Zile Tren Garı sayesinde ilçeden hem yük hem de yolcu taşımacılığı yapılmaktadır. Bu hat üzerinden Samsun, Amasya, Turhal, Tokat (Yeşilyurt/Artova) ve Sivas istikametine raylı ulaşım imkânı mevcuttur.
Havayolu Ulaşımı
Zile’ye en yakın havalimanı Tokat Havalimanı’dır (yaklaşık 50 km). Ayrıca yaklaşık 110 km mesafedeki Amasya Merzifon Havalimanı da ilçeye hava yolu ulaşımı sağlayan alternatif rotalardan biridir.
Zile'nin Nüfusu ve Ekonomisi
Zile, köklü tarihi kadar dinamik nüfusu ve tarıma dayalı güçlü ekonomisiyle bölgemizin en önemli ilçelerinden biridir.
Sosyal ve ticari anlamda Turhal ile sürekli dirsek temasında olan Zile’nin nüfus potansiyelini, ekonomik yapısını ve öne çıkan yöresel değerlerini sizler için derledik.
1. Zile’nin Nüfus Yapısı ve Demografisi
Zile, geniş coğrafi alanının yanında barındırdığı nüfus ile Tokat genelinde ön sıralarda yer almaktadır.
Güncel Nüfus: TÜİK verilerine göre Zile’nin toplam nüfusu 52.000 – 53.000 civarındadır. Nüfus dengesi kadın ve erkek oranında neredeyse yarı yarıya eşit bir dağılım göstermektedir.
Köy ve Şehir Dağılımı: İlçe nüfusunun büyük bir kısmı Zile ilçe merkezinde yaşamakta, geri kalan kısmı ise ilçeye bağlı 100’den fazla köyde ikamet etmektedir.
Genç ve Dinamik Potansiyel: Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’ne bağlı Zile Dinçerler Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi ile Zile Meslek Yüksekokulu, her yıl binlerce öğrenciye ev sahipliği yaparak ilçe nüfusuna genç bir dinamizm ve ekonomik canlılık kazandırmaktadır.
2. Zile Ekonomisinin Temel Taşları
Zile ekonomisi; bereketli ovalarında yapılan tarım, gelişmiş hayvancılık ve bu girdilere dayalı gıda sanayisi üzerine kuruludur.
Tarım ve Hayvancılık
Zile Ovası, İç Anadolu ile Karadeniz arasındaki geçiş iklimi sayesinde oldukça verimli topraklara sahiptir.
Öne Çıkan Ürünler: Bağcılık ilçede bir gelenektir. Üzüm başta olmak üzere buğday, arpa, şeker pancarı, ayçiçeği, nohut ve mercimek üretimi yaygındır. Ayrıca son yıllarda meyvecilik ve seracılık faaliyetleri de artış göstermektedir.
Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılık: Geniş mera alanları ve yem bitkileri üretimi sayesinde besicilik ve süt hayvancılığı ilçe ekonomisinde önemli bir gelir kapısıdır.
Sanayi ve Ticaret
Zile sanayisi ağırlıklı olarak tarıma dayalı imalat sektörüne odaklanmıştır.
Zile Pekmezi (Coğrafi İşaretli Değer): Zile denince akla gelen ilk marka şüphesiz meşhur Zile Beyaz Pekmezidir. Yöreye özgü üzümlerden geleneksel yöntemlerle ve yumurta akı ile çırpılarak üretilen bu özel katı pekmez, hem yurt içine pazarlanmakta hem de yurt dışına ihraç edilerek ilçe ekonomisine döviz girdisi sağlamaktadır.
Gıda Sanayisi ve Tesisler: İlçede un fabrikaları, yem fabrikaları, bakliyat işleme tesisleri, turşu imalathaneleri ve mermer atölyeleri yer almaktadır.
Zile Organize Sanayi Bölgesi (OSB): Küçük ve orta ölçekli sanayi yatırımlarının toplandığı OSB, istihdama katkı sağlamaya devam etmektedir.
Turhal – Zile Ticari ve Sosyal İrtibatı
Aralarında sadece 20 kilometre mesafe bulunan Turhal ve Zile, ticaret ve günlük yaşamda adeta tek bir merkez gibi hareket etmektedir.
Zileli üreticilerin ürünleri Turhal pazarında ve ticaret ağında karşılık bulurken, Turhal’daki sanayi ve hizmet sektörü de Zile halkına doğrudan hizmet vermektedir.
Güçlü karayolu bağlantısı sayesinde gün içinde iki ilçe arasında yoğun bir iş gücü ve öğrenci sirkülasyonu yaşanmaktadır.
Zile'nin Tarihi Yapıları
Zile, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Hititler, Phrygler, Persler, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük medeniyetlerin ayak izlerini taşıyan Zile; kalesi, tarihi evleri, camileri ve hamamlarıyla adeta açık hava müzesini andırmaktadır.
Sosyal ve kültürel bağlarımızın her zaman güçlü olduğu Zile’nin öne çıkan tarihi yapılarını ve geçmişten günümüze uzanan hikâyesini Turhal Net okuyucuları için derledik.
1. Zile Kalesi ve “Veni, Vidi, Vici” Anıtı
Zile’nin tam merkezinde, höyük şeklinde bir tepe üzerine inşa edilmiş olan Zile Kalesi, ilçenin simgesidir.
Dünyaca Ünlü Tarihi An: M.Ö. 47 yılında Roma İmparatoru Jül Sezar ile Pontus Kralı II. Pharnakes arasında gerçekleşen Zela Savaşı bu topraklarda yapılmıştır. Sezar, kazandığı zaferin ardından Roma Senatosu’na yazdığı dünyaca ünlü “Veni, Vidi, Vici” (Geldim, Gördüm, Yendim) mektubunu Zile Kalesi’nde söylemiştir.
Kalenin Mimarisi: Kale içerisinde antik tiyatro kalıntıları, su sarnıçları, saat kulesi ve Sezar’ın sözünün yer aldığı kitabe bulunmaktadır. Ayrıca kale parkı, ilçe merkezini panoramik olarak izlemek isteyen ziyaretçilerin ilk durağıdır.
2. Geleneksel Zile Evleri ve Tarihi Sokaklar

Anadolu sivil mimarisinin en güzel örneklerini barındıran Zile, ahşap ve kerpiçten yapılmış tescilli tarihi evleriyle ünlüdür.
Mimari Özellikleri: Genellikle iki katlı, cumbalı, iç avlulu (hayatlı) ve ahşap süslemeli olarak inşa edilmiştir.
Görülmeye Değer Yapılar: Amavut Hanı, Sertbaşlar Evi, Klasik Zile Konağı gibi restore edilen konaklar, geçmişin mahalle kültürünü ve Osmanlı mimarisini günümüze taşımaktadır. Sakarya ve Cedit mahalleleri bu dokunun en yoğun hissedildiği yerlerdir.
3. Selçuklu ve Osmanlı Mirası: Cami, Han ve Hamamlar

Zile, Türk-İslam mimarisinin eşsiz eserlerine de ev sahipliği yapmaktadır.
Zile Ulu Cami (Nasuhoğlu Cami): 1269 yılında Ilhanlılar/Selçuklu döneminde inşa edilen cami, ilçenin en eski ve en önemli ibadethanelerinden biridir. Ahşap işçiliği ve sade taş mimarisiyle dikkat çeker.
Hoca İshak Cami: Osmanlı mimari izlerini taşıyan yapı, özgün ahşap tavan işlemeleri ve minberi ile öne çıkar.
Tarihi Hamamlar: Çay Hamamı ve Yeni Hamam gibi yapılar, yüzyıllardır ayakta kalan ve ilçenin yıkanma ile sosyalleşme kültürünü yansıtan simge binalardır.
4. Deve Görmez Hamamı ve Antik Kalıntılar

İlçenin farklı noktalarında Roma ve Bizans dönemine ait kaya mezarları, lahitler ve su kemerleri bulunmaktadır. Özellikle Zile ve çevresindeki köylerde yer alan antik kalıntılar, bölgenin ne kadar köklü bir ticaret ve yerleşim hattı olduğunu kanıtlamaktadır.
